Randevu: 0535 359 19 03
Muayenehane: 0224 245 58 55

Boşanma ve Çocuk

Boşanma ve Çocuk

BOŞANMA VE ÇOCUK

 

 

BOŞANMA SÜRECİ


Aile, bireyin psiko-sosyal yapısının ilk çekirdeklerinin atıldığı ve şekillendiği bir birimdir. İnsan yaşantısı boyunca süren bireysel gelişmeye en uzun süreyle etki eden toplumsal birim ailedir. Özellikle de 0-6 yaşlar arasında ailenin bu işlevi çok önem taşır. Dünyaya ilk göz açılan yer ailedir. Anadil aile içinde öğrenilir. Beslenme, barınma, korunma gibi temel gereksinimler aile içinde karşılanır. Sevginin ne demek olduğu aile içinde öğrenilir. İlk değer yargıları aileden elde edinilir. Aile bireye güven duygusu verir, bireyin arkasındaki destektir.

Bununla birlikte, evlilik her kurum gibi zaman zaman aksayan yönleri olan bir kurumdur ve bu aksaklıklar giderilemediğinde ise sonuç ne yazık ki boşanmayla noktalanıyor. Evliliklerin yarısı ilk 7 yıl içerisinde sona ermektedir. Bir yılda 1 milyondan fazla çocuk, anne baba boşanması ya da ayrılığını yaşamaktadır.  Yapılan istatistiklerde bundan sonraki yıllarda iki evlilikten birinin boşanma ile sonuçlanacağı, 1983’te doğan çocukların %45’nin anne babasının boşanacağı, %35’inin anne ve /veya babasının tekrar başka biriyle evleneceği, %20’sinin anne ya da babasının ikinci eşinden de ayrılacağı tahmin edilmektedir. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumunun en son verilerine göre ülkemizde boşanma oranları % 35‘lere ulaşmıştır. Bu istatistiksel veriler boşanmanın ciddi bir sosyal sorun olduğunu şüphe götürmez bir tarzda kanıtlamaktadır.

Her aile ve çift boşanma kararı öncesinde, boşanma süresinde ve sonrasında belirli süreçlerden geçer.

 

BOŞANMA SÜRECİ:

1- Boşanma öncesi (düşünme dönemi): Çiftlerde birbirlerine yabancılaşma başlar. İlişkide tatminsizlik ve bu gerçeğin fark edilmesiyle korku, üzüntü, kaygı, kaos, yetersizlik duyguları, boşluk hissi ve suçluluk duyguları oluşur. Eşler birbirleriyle sürekli tartışırlar, yüzleşmeye çalışırlar, terapi arayışına girebilirler. Birbirlerine karşı fiziksel ve duygusal olarak içe kapanma ve çelişkili duygular yaşarlar.

2- Boşanma süresi (mahkeme dönemi, duygular ve davranış): Çiftlerden birinde veya her ikisinde depresyon görülebilir. Kızgınlık, ümitsizlik, çaresizlik duygularına bağlı olarak karşı tarafla pazarlık yapma, kavga, tehdit, inkâr, intihar girişimi, yas tutmaya başlanır. Ardından gelen yoğun öfke sonrası fiziksel olarak ayrılarak kanuni işlemler başlatılır. Ekonomik düzenlemeler ve varsa çocuklarla ilgili pazarlıklar başlar.

3-Boşanma sonrası (dengelerin tekrar kurulması): Bu dönemde boşanma eylemi sonuçlandırılır. Yeni arkadaşlıklar, yeni meraklar ve yeni aktivitelerde roller alınır. Varsa çocuklar için yaşam günlük bir rutine oturtulur. Yavaş yavaş durumu olduğu gibi kabul etme, yeni bir kimlik oluşması, kendine güvenme ve duygusal boşanmayı tamamlama, kendinden emin olma, bağımsızlık ve bireysellik duygularının yükselmesi ile birlikte yeni partner veya sevgi nesnesi arama dönemi başlar. Çocukların durumlarına alışmaları ve kabullenmeleriyle birlikte yeni yaşam biçimi oluşur.

 

 BOŞANMANIN AİLEDEKİ ETKİLERİ


Ayrılık ya da boşanmayı izleyen aylarda ailenin yaşadığı değişikliler çok çeşitlidir. Bir yandan duygusal bir kargaşa, diğer yandan maddi sorunlar yaşanır. Bu gelişmeler ailenin yaşam tarzını da değiştirir. Ayrılık henüz sıcak olduğu için etkilenen bireylerin zihinleri devamlı bu konu ile meşguldür. Zamanla bu durum değişir, ancak bu kez yeni bir hayat kurma gerçeği ile yüz yüze kalınır. 

Boşanma ve yeniden evlenmeler, ailenin her işlevine etki eden bir seri karmaşık değişikliğe neden olur.  Boşanmanın ilk yılı yetişkinler için oldukça zordur. Boşanmış kadınların üçte ikisinde, erkelerinse üçte birinde önemli ruhsal sorunlar gözlenmektedir.

İstenmeyen ya da sert bir boşanma bir yetişkini geride kalmış bir gelişim aşamasına döndürebilir veya kişiliğinden beklenmeyen davranışlara itebilir. Bazı yetişkinler tamamen çaresiz, çocukları dahil başkalarının bakımına muhtaç hale düşebilir.  Ailede roller değişebilir,  çocuklar ebeveynin bakımını üstlenirler ve sırdaşı olurlar. Sonuçta, çocukta çarpık bir gelişim ve ebeveynin aracılığı ile edinilmiş yanlış bir gerçek anlayışı ortaya çıkar. 

Ayrılma ve boşanmanın hemen sonrasında insanlar, ya kendilerini diğerlerinden soyutlama yada olağan üstü sosyal yaşam sürdürme modellerinden birini seçerler. Bazı insanlar boşanma ile ilgili olarak mutsuzluk ve öfke duyduklarını kabul etmezler. Her şeye kolaylıkla uyum sağladıklarını ve kendilerine mükemmel bir hayat kurduklarını iddia ederler.  Çeşitli faaliyetlerle meşgul olmak herkese iyi gelebilir. Eğer bunlar başka sorunlardan kaçmak için yapılıyorsa ve yorgunluktan kendisinin ve kendine yakın insanların ihtiyaçları ile ilgilenemiyorsa bu durum depresyonu ancak bir süre için ertelemeyi sağlar. Sonunda, sorunlar çözümsüz kaldığı için çöküntü kaçınılmaz olur. 

Fazla çalışmaktan yorulmuş ve bunalmış çoğu anne ya da baba küçüklerin bakımını en büyük çocuğa yüklemeyi bir çözüm olarak görebilir. Ya da çocuklara, onları ödevlerinden ve yaşları gereği yapmaları gereken sosyal aktivitelerden alıkoyacak kadar çok sorumluluk verirler. 

Ayrılık ve boşanmayı izleyen ilk aylarda eşler arasında şiddet ve çocukların istismarı konularına da sıkça görülen durumlardır. Çocuklar bile ebeveyne karşı saldırganlaşabilir. 

Boşanma ile ilgili bu düşündürücü gerçekler, anne babası boşanmış çocukların fiziksel gelişim ve psikolojik sorunlar yaşaması açısından diğer çocuklardan daha fazla risk altında olması, birçok çifti ailelerini dağıtmanın doğru olup olmayacağını sorgulama yoluna götürmektedir. Bazı çiftler, en azından çocukları büyüyüp evden ayrılana kadar, kişisel isteklerini bir kenara atıp evliliği sürdürmeyi düşünebilir. Araştırma sonuçları göstermiştir ki; sadece çocukların iyiliği için bir arada kalmak çoğunlukla işe yaramaz. Bazen, bir arada kalmak, çocuklara, boşanmadan daha çok zarar verebilmektedir.

 

BOŞANMANIN ÇOCUK ÜZERİNE ETKİLERİ


Ayrılık ve boşanma, ailedeki herkes üzerinde travmatik bir etkiye neden olur. Ama ebeveynler genelde kendi duygusal ve ekonomik sorunlarına öyle gömülmüştür ki olup bitenlerin çocuk üzerindeki etkisini fark edemezler.

 Çocukların yanında normal davranmaya, evlilik ile ilgili tartışma ve düzenlemelerini onlardan uzak tutmaya çalışan ebeveynin bu çabaları işe yaramaz. Çocuklar bazen olup bitenleri tam olarak anlamasalar bile bazı şeylerin kötüye gittiğini hissetmede oldukça duyarlıdır.  Kavganın bol olduğu ailelerde çocuklar farkında olmadan anne babalarının ruhsal durumlarını okumayı öğrenirler. Ancak olay patladığı zaman, ki bu çoğu kez anne ya da babanın evden ayrılması ile olur, bu durum çocuk için gerçekten sarsıcı olur. Eğer çocuk anne ve babasının kavgalarından uzak tutulmuşsa daha da büyük bir şok yaşar. İstismar eden biri bile olsa, bir ebeveynden ayrı olmak çocukları dehşete düşürür. Çocuğun aileyi terk etmiş olan ebeveyni özlemesi doğaldır. Ebeveynin ayrılmış olması çocukların o ebeveyne bağlılık duygularını yok etmez.

 Boşanmadan sonra olanlar çoğunlukla ayrılığın kendisinden daha kötüdür. Anne babanın arasında kalan çocuğa, her iki ebeveyn de çocuklarına onu nasıl sevdiğini ama öteki tarafın aslında ne de korkunç olduğunu anlatmakta ısrar etmektedir.

 Boşanmadan zarar gören çocuklar üzerinde yapılan incelemeler bu durumun ortaya çıkmasında etkili olan üç faktör saymıştır:

1-Ayrılık esnasında ebeveynlerin kötü iletişimi,

2-Ayrıldıktan sonra çocuğun her  iki ebeveynle de iyi ilişkiler kuramaması,

3-Velayet ve boşanma sonrası diğer ebeveyni ziyaret düzenlemelerinde ileri derecede mutsuzluk, arada kalma ve huzursuzluk.

 Araştırmaların çoğu, çocukların hayata uyumunun, boşanma öncesi değil, boşanma sonrasındaki iletişim ve her iki ebeveyn ile olan ilişkilerine bağlı olduğunu, mutlu ve en iyi uyum sağlamış çocukların birlikte olmadığı diğer ebeveyni ile sık, devamlı ve esnek ziyaret ilişkiler gösterenler olduğunu saptamıştır.

 Bazı çalışmalar, boşanma sırasında çocuğun yaşının, çocuğun psikolojik ve sosyal uyumuna  etki eden önemli bir faktör  olduğunu saptamıştır. Her çocuğun gelişim hızı aynı olmasa da, aynı yaş grubundaki çocuklar benzer özellikler taşır. Ailenin dağılması, aynı yetişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da birçok değişik duygusal tepkiye yol açar. Çocuklar bu duyguları ilerideki yaşamlarının çeşitli aşamalarında tekrar tekrar yaşayabilirler. İçinde bulundukları yaşa göre bazı duygular öne çıkar, bazı duygular ise geri planda kalıp ileriki yaşlarda tekrar yoğunluk kazanır.

OKUL ÖNCESİ YAŞLAR


Çocuklar boşanma ile ilgili duygularını kimseye açmasalar da, bir çocuk, anne babasının ayrılmasından kendisinin suçlu olduğuna inanabilir. Bu düşüncelerde çocukları yoğun bir duygusal baskı altına sokar. Bu dönemde çocuklar yaşadıklarına bir anlam verebilmek için hayallerine ve masallardaki büyülü olaylara sığınabilirler. Doğadaki olayların merkezinin kendileri olduklarına inandıkları için ebeveynin gidişinden kendisinin suçu olduğunu düşünürler. Hayallerinde, anne babanın hiç ayrılmadığını kurar, reddedilme ve kaybetme duyguları ile başa çıkabilmek için türlü şeyler uydururlar. Anne ve babanın boşanmasının üzerinden yıllar geçse de, hatta onlar ikinci kez evlenmiş olsalar bile bir çok çocuk hala onları bir araya getirme hayalleri kurar.

 

A- Ayrılığın Kısa Dönemdeki (Akut) Etkiler: Okul öncesi çocukların bilişsel, gelişimsel sınırlılıkları ve duygusal gelişim eksikliği sebebiyle, boşanmaya tepkileri abartılı olabilir. Bu belirtiler bu yaş çocuklarının olaylara kafasında kurduğu hayal ile gerçeği ayırt etmede güçlükleri, bakım ve korunma için anne-babaya muhtaç ve bağımlı oluşlarının farkında oluşlarıyla ilişkilidir. Ebeveyn ile çocuğun ilişkisinin kalitesi, boşanmayı takiben ilk yılda küçük çocuğun bu durumla başa çıkabilmesinin en önemli belirleyicisidir..

   1-Davranışsal Tepkiler: Okul öncesi çocukların çoğu, anne ve babasının ayrılmasına ve boşanmasına, gelişimlerinde tamamladıkları bir aşamaya geri dönerek tepki gösterir. Bu davranışlar parmak emme, yatağı ıslatma, tutturmalar, anne ve babaya vurma, anne babaya aşırı düşkünlük gösterme ve eskiden sevilen bir oyuncuğa yada nesneye tekrar bağlanmaktır. Bu kısa vadede (bir kaç ay) normal sayılabilir.

    2-Duygusal Tepkiler: 2.5-6 yaş arasındaki küçük çocuklar duygusal tepkilerini başlıca; korku, anksiyete ve üzüntü, anne veya babadan ayrılmaya aşırı duyarlılık, ebeveyne yapışkanlık (yetişkinin eteklerinin dibinden ayrılmama), artmış öfke, korku, uyku problemleri,  otoerotik aktiviteler (mastürbasyon) şeklinde gösterebilir.

 

B-Uzun Dönemdeki Etkiler:   

    Ayrılık sonrasında çocuklar genelde anne ile kalmaktadır. Bu nedenle araştırmalar daha çok baba yokluğu yaşayan erkek çocuklar üzerinde yoğunlaşmıştır. Bu çocukların okul başarılarını araştıran çalışmalarda 5 yaş öncesi ebeveyn boşanması yaşayan çocukların diğer çocuklara göre daha sık okul başarısızlığı yaşadığı saptanmıştır. Babalar evden ayrıldıkları zaman çocuklarını hem karşılarında görebilecekleri güçlü erkek modelinden mahrum etmiş olurlar. Dahası erkek çocuklar sorumluluk, başarı, diğer insanlarla geçinmek, karşı cinsle ilişki kurmak ve saldırgan huylarını kontrol etmek gibi konularda uygun erkek davranışlarını öğrenmek için belki de hayatlarının en güvenilir öğretmenini kaybetmiş olurlar. Babasız evlerde büyüyen erkek çocukların daha az rekabetçi, sporla daha az ilgili, başkalarına bağımlı ve daha saldırgan oldukları araştırmalarda saptanmıştır. Okulda da başarısız olmaları ve otoriteye başkaldırmaları olasıdır.

OKUL DÖNEMi ÇOCUKLAR (9-12 yaş )


Gelişimin bu döneminde sosyal farkındalık ve kendi özelliklerini fark etme önemli ölçüde artar. Bu dönemde boşanmayı yaşayan çocuklar kızgınlıklarının farkına varabilirler fakat ebeveyni üzmeme ve korku hisleriyle bunları göstermeyebilirler. Bu çocukların düşük benlik saygısı, depresyon, bozulmuş davranış ve okul başarısızlığı, sosyal çevreden uzaklaşmaya daha yatkın olduğunu belirtilmektedirler.

A-Kısa Dönemdeki Tepkiler:

1-Davranışsal Tepkiler:Bir kaç çalışmada erkeklerin (tıpkı okul öncesi çocuklar gibi) kızlara oranla daha fazla kızgınlık ve stres gösterdiklerini saptanmıştır. Çoğu erkek çocuk kızgınlıklarını; öğretmenleri ve arkadaşları üzerine kaydırabilmektedir. Bazı çocuklar ise direkt ve açık olarak “ebeveynin ayrılıp gitmesinden” diğer ebeveyni suçlamaktadır.

2-Duygusal Tepkiler: Bu yaştaki çocuklar okul öncesine göre hayal kurma veya inkar ile üzüntülerini bastırmakta zorluk çekebilirler. Gerçeklerin daha çok farkındadır ancak bunu paylaşmakta zorluk çekerler. Bu nedenle özellikle okul dönemi çocuklarda üzüntü ve kaygının baş ağrısı, karın ağrısı gibi bedensel ifadelerle gösterilmesi daha yaygındır. Dikkat problemleri, ders başarılarında düşmede bu tepkilerin sonucu olabilir.

3-Aile ilişkileri: Boşanma ve ayrılık yaşayan ergenler daha çok aile ilişkileri dışında destek ararlar. Bu ergenlerin gelişimsel olarak bireyselleşmeye hazırlanmasıyla ilişkilidir. Buna karşın okul dönemi çocukları gelişimsel olarak aileden bireyselleşmeye hazır değildir ve bu nedenle destek arayışı aile ile sınırlıdır. Bu nedenle aileyi barıştırma gayretleri içinde olabilirler.

4-Okul başarısı: Tek ebeveynli ailelerin çocuklarının daha düşük notlar aldıklarını bildirmektedirler. Boşanma sonrası her iki ebeveyn ile de iyi ilişkiler kuran çocukların notlarının daha iyi olduğu saptanmıştır.  Özellikle anne ile yaşayan ve babanın olmadığı evde, anne otoriteyi güç kullanarak sağlamaya çalışmakta bu da ilişkileri ve okul başarısını etkilemektedir.

B-Uzun Dönem Etkileri:

  Bu dönemde boşanmayı çocukların 10 yıllık takiplerinde, kızların erkeklere oranla anlamlı derecede daha iyi uyum sağladığını belirlenmiştir. Kızlar erkeklere oranla boşanmaya karşı daha kabullenici oluyor, babayla temasın kaybına daha az olumsuz tepki göstermişlerdir. Uyum sağlamanın boşanan eşler arasındaki çatışmanın derecesi ile ilişkili olduğunu saptamışlardır.

ERGENLER

Sağlıklı, bütünleşmiş kimliğin gelişmesi için aileye bağımlılığın yavaş yavaş azalması gereklidir. Bir ergenin kendi sorumluluğunu alabilecek, bağımsız kararlar verebilecek ve kendine yetebilecek düzeye gelmesi ergen-ebeveyn ilişkisinin doğasına bağlıdır. Bu durumun başarılı olarak gerçekleştirilmesi boşanmış ailelerden gelen ergenlerde zor olabilir.

 

A-Kısa Dönemdeki Etkiler:

 

1-Davranışsal Tepkiler: Ergenlerle yapılan bazı çalışmalarda, ergenlerin ebeveyn boşanmasına olumsuz şekilde iki farklı yolla tepki gösterdiği görülmüştür. Birinci grubun gerileme davranışları gösterdiği, yaşından daha küçük davrandıkları, kendinden daha küçük çocuklarla zaman geçirdikleri, okula devam ve başarısında düşmeler olduğu ve zihinlerinde bu konuyla aşırı meşgul oldukları görülmüştür. İkinci gruptaki ergenlerde ise; henüz hazır olmadan erken bağımsızlık davranışlarının ortaya çıktığı, bunun sonucu erkelerde antisosyal davranış ve suça yönelik davranışların gelişebildiği, kızlarda ise arkadaşlarına bağımlılık, erken yaşta evlenme ve cinsel ilişkiye erken girme gibi davranışların olabileceği gözlenmiştir.

 

2-Duygusal Tepkiler:  Ergenler ebeveyn boşanmasına ciddi duygusal tepkiler gösterebilir. Kızgınlık, öfke, depresyon ve yas tepkileri görülebilmekte ya da ailelerinden duygusal olarak uzaklaşma eğilimi gösterebilmektedirler. Bu ergenler ailelerinden erken ayrılmaya meyilli olmaktadır.

 

3-Okul Davranışları ve Başarısı: Bir çok çalışmada boşanmış ailelerdeki ergenlerin daha düşük akademik ve bilişsel performans gösterdikleri saptanmıştır.  Tek ebeveynli evlerde denetim eksikliği nedeniyle, okula gitmeme ve kaçma davranışları artmaktadır.

 

B-Uzun Dönemdeki Etkileri: Bir kaç çalışma, ebeveynleri boşanmış ergenlerin insanlara bağlanma, iyi ilişkiler kurmada zorluklar yaşayabileceğini ve kendi  evliliklerinde de boşanma  riskinin  yüksek olduğunu belirtmektedir.