Randevu: 0535 359 19 03
Muayenehane: 0224 245 58 55

Emeklilik ve Yaşlılık (1)

Emeklilik ve Yaşlılık (1)

          Emeklilik yaşamımızda uyum sağlamamız gereken değişimlerden biri. Dolayısıyla bir kriz ve uyum dönemi . Uzun çalışma yıllarından sonra beklenen altın yıllar gibi algılanmakta ancak emeklilik için iyi bir planlama yapılmadıysa vaad edilen altın yıllar insanları zora sokabilen bir süreç olarak ta yaşanabiliyor. Çalışma hayatındayken sorumlulukların az olduğu, zaman bulunamadığı için yapılamayanların gerçekleştirlebileceği , yeni uğraş ve belki yeni bir işi çağrıştıran bir dönem. Emeklilik yaşı değişmekle beraber görünen o ki genç kuşaklar giderek daha ileri yaşlarda emekli olacaklar veya şartlar gereği daha uzun yıllar çalışmak durumunda kalacaklar. Bu emeklilik dönemiyle beraber kaçınılmaz olarak yaşlılığın da devreye girmesi anlamına geliyor. Dolayısıyla aktif çalışma hayatından çıkarak zaman içerisinde yaşlılığın etkilerini de hissetmeye başlamak söz konusu.

        Yaşlılık işlevlerimizde bozulma ve kayıplarla giden bir süreç , doğumumuzla birlikte yaşlanmaya da başlıyoruz , yaşlılığın ne zaman başladığına dair net bir şey söylemek mümkün olmasa da kabaca 65 yaş üzre yaşlı diye tanımlanmakta . Tıbbın gelişmesiyle beraber insan ömrü uzadı ve yaşlılık insanın yaşam evreleri içinde epey uzun bir zaman kesitine yayıldı. Dolayısıyla yaşlı insanların , ihtiyaçları , yaşama kayıplara rağmen yaşama uyum sağlamaları , bakım almaları ve tıbbi sorunları daha fazla ele alınır oldu.

        İnsanın diğer yaş dönemlerine göre yaşlılık döneminin nasıl geçtiği kişiden kişiye çok farklılık göstermekte, bu farkı yaratan da bedensel , ruhsal özellikler ve sosyal becerilerimizle ilgili.

        Hepimiz bizden önceki kuşaklardan bize aktarılan bir genetik yapıyla , bir aile ortamına doğuyoruz, sosyal , çevre, okul ve kültürle gelişip , şekilleniyoruz, yaşamımız birbiri üzerine eklenen deneyimler ile yapılanıyor ve yaşlandıkça , üretkenlik azaldıkça ,elimizde kayıplar ve kazanımlardan oluşan bir yaşam deneyimi kalıyor.

       Yaşlı insanların zaman içinde günlük işlevlerinde kayıp ve bozulmalar olsa da günlük hayatlarını olağan seyrinde sürdürebildikleri bilinmekte , birçok insan bakım almak zorunlu olmadıkça kendi alışkanlık ve faaliyetlerini sürdürme ve değişimlere uyum sağlama gayretinde buna rağmen yaşlılık süreci, işe yaramazlık, kocamışlık, bunamak, elden ayaktan düşmek , başkalarına muhtaç olmak gibi olumsuz çağrışımlar yapmakta. Bu belirlemeler de kayıpları ön plana çıkarıp , yaşlı insanların kendi kaynaklarını harekete geçirememelerine yol açmakta, öyleyse yaşamın daha önce ki evrelerinde olduğu gibi yeniden bir gözden geçirme ve can damarlarını keşfetmeye ihtiyaç var.

       Yaşlılık sürecine rağmen kişinin yetenekleri ve kişilik özellikleri değişmemekte, bu dönemi iyi geçirmemizi sağlayacak en önemli unsurlardan biri de umutlu ve iyimser olma kapasitemizdir, bu özellik çok erken yaşlarda edinilir ve yaşamın tüm kalitelerini etkiler, yaşamboyu hayatın getirdiklerine uyum sağlama konusunda kullanabileceğimiz en önemli gücümüz.Yaşlı insanlar bu özelliklerinden güç alarak yaşamlarını yeniden düzene sokabilirler , çeşitli sebeplerle bunu kendi başına yapamayan insanlar destek alabilirler. Yaşam boyu kişi için anlamlı birçok ilişki yaşanır. Bunların bir kısmı yaşanmış, bitmiş, bir kısmı eskiden beri süregelen , bir kısmı da yeni kurulan ilişkilerdir. Bu ilişkilerin hatıraları ve yeni deneyimleri yaşlı insanlar için kıymetlidir. Deneyimlerin , ilişkilerin, yaşam boyu üretilenlerin üzerinde konuşmak , genç kuşaklarla paylaşmak, hayatlarının anlamlı ve olumlu olduğu duygusunu yaratır. Kayıplarının yanında yaşam boyu biriktirdiği sahip olduğu farklı yönlerini hatırlamasını , bazı yönlerini yeniden harekete geçirmesini , yaşamının bu dönemini olumlu ve olumsuz yönleriyle kabul edip , yaşamla bütünleşip , uyum içinde yaşamasını sağlayabilir.

Derleyen : Uzm. Dr. Bahar Gürsoy Karesioğlu

Kaynak: Üçüncü Bahar , Nathan Bıllıg , M. D. ; 1. Basım Kasım 2000