Randevu: 0535 359 19 03
Muayenehane: 0224 245 58 55

Delikanlı Beyinler

Delikanlı Beyinler

                                               DELİKANLI BEYİNLER

 

Ergenlik çağı hem ergenler hem de aileleri için fırtınalarla dolu geçen , çocukluk çağının bitip yetişkin hayata geçişi içeren , hem biyolojik, hem de psikolojik olarak tam bir “ortada kalmışlık”  dönemidir.

 

 Halkımız yıllardır bu gençleri “deli-kanlı” olarak tabir etmiş, yani onların yetişkin ve çocuklardan farklı olduğunu gözlemleyip, bu güzel tanımı koymuşlardır. Aslında sadece erkekler için değil kızlar içinde geçerli olan bu tanımda anlatılmak istenen kavram “delilik”  değil , delikanlıların daha coşkun, daha sabırsız, daha hızlı daha dürtüsel olduklarıdır. Bu toplumsal gözlemleri artık bilimsel olarak da açıklayabilmekteyiz. Yapılan araştırmalar ergenlerin beyin gelişimi ile ilgili birçok heyecan verici  bulguyu su yüzüne çıkarmıştır. Araştırmalar ergen beyninin daha gelişim basamaklarını tamamlamamış olduğunu  ve hatta beyin gelişimi için en önemli fırça darbelerinin yirmili yaşların başına kadar sürdüğünü göstermiştir.

 

Ergenliğin sırrını çözmek için öncelikle ergenlerin gelişimini anlamak gerekir. Ergenler ve ailelerine hizmet veren hekimlerin, ergenlik çağında beyinde oluşan anatomik ve nörobiyolojik değişiklikleri bilmeleri aileyi bilinçlendirme açısından çok yayarlı olacaktır.

 

Ergenlik, beyin gelişiminin mükemmel olarak tamamlanabilmesi için bir fırsatlar dönemidir.  Kranial sistem aşağıdan yukarıya doğru gelişimini tamamlar. Yani aşağı bölgelerden beyin sapı ve orta beyin önce tamamlanır. Bu bölgeler beynin sağ kalma merkezleridir, yani ısı ayarını ve kan basıncını gibi işlevleri düzenlerler.  Üst merkezler olarak tanımlanan serebral korteks ve amigdala ise ergenlik döneminde hala gelişimini tamamlayamamıştır. Amigdala ve limbik sistem beynin duygusal  algı merkezleridir. Serebral korteks ise mantık, düşünce üretimi, yargılama becerisi gibi yüksek fonksiyonlu işlevlerin merkezidir. Ergenlik döneminde serebral korteks büyük değişikliklere uğrayarak erişkindeki halini alır. Beynin en ön kısmında alnın tam arkasında yer alan bölge prefrontal kortekstir. Bu bölge yargılama, dürtü kontrolü, organizasyon becerisi, planlama ve yürütme gibi erişkin hayatının vazgeçilmez unsurlarını yönetir. Büyüme atağı 9-10 yaşlarında başladıktan sonra prefrontal korteks kalınlaşmaya başlar  11 yaşında hız kazanır ve erken erişkin dönemine kadar sürer.  Bu dönemde tecrübe edinilen yeniliklerin beyinde yeni ağların, bağlantıların oluşmasını sağlarken uyarılmayan beyin bu özelliklerini kaybedecektir.

 

Ergenlerle basit ve net konuşmak ve gerekirse tekrarlayıcı olmak gerekir. Ergenler büyüdükçe düşünce hızları artar. Yargılama yetileri geliştikçe “nasıl” ve “niçin” sorularını sıkça sorarlar, soyut düşünce yetileri gelişir ve karar verme becerileri artar. Fakat bu prefrontal korteksin  diğer merkezlere göre geç gelişmesi nedeniyle  önceliklerini belirleme, planlama ve organizasyonda sorunlar yaşarlar ve bu yüzden hala ailelerinin desteğine ihtiyaç duyarlar.  Çocuklardan farklı olarak canlandırma, münazara, senaryolar ile tartışma gibi katılımcı çalışmalarla daha iyi öğrenirler.

 

Ergen beyninin bir çok uyarıcıya ihtiyacı vardır. O yüzden ders dışında da çeşitli hobilerle bu uyarıların sağlanması, ders çalışma potansiyellerini de  artıracaktır.

 

Ergenlerin beyinleri yeni uyaran ve bilgileri erişkinlerden daha değişik değerlendirirler. Erişkinler bilgileri frontal lopları yani mantık yürütme merkezleri ile karşılarken , ergenler öncelikle duygu merkezi olan amigdalayı kullanırlar. Bu yüzden de olaylara karşı aşırı  duygusal tepki verme, alınganlık yada aşırı sevinç onların doğasında vardır. Aynı zamanda gelişimse olarak duyguları algılamaya erişkinler kadar hazır olmadıkları için bazen duyguları yanlış yorumlayabilirler. Örneğin anne babanın onlara karşı duydukları üzüntü ve endişeyi , sinirlilik veya öfke olarak algılayıp, buna göre tepki verirler. Ebeveyn ve eğitimcilerin yapması gereken, kendi duygularını onlara net bir şekilde açıklamak, onların duygularını söze dökebilmelerine sık sık “bu sana kendini nasıl hissettirdi”  şeklinde sorular sorarak yardımcı olmaktır.

 

Ergenlerde cinsiyete göre beyin gelişimi de farklıdır. Erkeklerde testesteron etkisiyle nöral bağlantıların ağırlıkta olduğu beyaz cevher gelişirken, kızlarda gri cevher ön planda olgunlaşır. Bu değişim kızların sözel ifadelerinin daha üstün olmasını, bilgi değerlendirme ve birçok işi beraber yapma yetilerinin ön plana çıkmasını sağlarken, erkekler üç boyutlu algı, yön bulma ve matematik gibi  uzaysal düşünce yetilerinde gelişim gösterirler. Kızlarda hipokampus östrojen etkisiyle gelişip  onlara sosyal dayanışma becerileri, karmaşık ilişkiler içinde yer alma yetileri kazandırır.  Erkekleri ise , hormonlardan etkilenerek büyüyen hipofiz bezi  ve amigdala bazı korku ve tehlikeyle mücadeleye yatkın kılar. Erkeklerin kızlara oranla daha kısa dikkat sürelerine sahip olmaları ve ders çalışırken daha çok ara alıp hareket etmek istemeleri bu yüzdendir.

 

Ergenler, alkol ve uyuşturucu maddelerin bağımlılık yapıcı etkilerine daha yatkındırlar. Bir ergen bu maddeleri ne kadar erken tüketmeye başlarsa,bağımlılığa o kadar açık olur.Maddelerin bu dönemde verdikleri hasar,erişkin hayatlarında kalıcı bozukluklara neden olur.Bu nedenle ergenleri alkol ve uyuşturucu maddelerden korumak sadece ebeveynlerin görevi değil,toplumsal bir sorumluluktur.

 

Ergenleri alkolden korumak için öncelikle onları bu tarz heyecanlara iten nedenlerin ayırtına varılmalıdır. Sadece anatomik ve biyolojik olgunlaşma değil, yaşanan psikolojik olumsuzluklarda ergenleri alkol ve maddelere iter. Özellikle aile içi şiddet, evde uyaran eksikliği, çok çalışan ve tek anne veya baba tarafından uzun süreli yalnız bırakılma, duygusal ve fiziksel şiddet içeren ilişkiler içinde olma ergenlerin duygulanımlarını bozar. Kendini kaygılı, mutsuz ve umutsuz hisseden ergen  bu duygulardan kurtulmak için geçici de olsa bu bunaltısını söndürecek olan maddelere dönecektir.

 

Ergenlikte uyku bozuklukları doğaldır. Ergen beyninde oluşan bir başka önemli değişiklikte çocuklukta daha erken salınan uyku hormonu melatoninin, ergenlikle beraber iki saat daha geç salınması ve sabahları vücutta daha uzun süre kalmasıdır. Ergenlerde oluşan geç yatma isteği ve sabahları kalkmakta güçlük bu hormonal değişiklikten dolayıdır. Özelikle gece geç saatlerde  şiddet içeren bilgisayar oyunlarından uzak tutulmaları, çay,kahve kola gibi kafeinli içecekleri içmemeleri, hareketli film ve dizileri izlememeleri uyku kalitesi açısından önemlidir. Geceleri ılık duş, loş ışıkta kitap okuma, sabahları uyku açıcı fiziksel aktiviteler uyku sorunu için çözüm olabilir. Ergenlerin gecede 9 saatlik uykuya ihtiyaçları vardır. Günde 6 saat  veya daha az uyuyan gençlerde depresyon ve dikkat problemleri daha çok görülür.

 

Ergenlerin “doğru karar verme”, yani yargılama merkezleri daha gelişim halindedir.  Bu yüzden ergenler, heyecan verici uyaranları yetişkinlerden daha farklı değerlendirir. Ergenler  aldıkları kararların ve yaptıkları davranışların sonuçlarını yetişkinler kadar iyi tartamazlar. Yani ergenler biyolojik olarak heyecan aramaya yatkındırlar. Onların bu ihtiyacı göz ardı edilmemeli ve heyecan verici olumlu aktivitelere yönlendirilerek doyurulmalıdır. Örneğin tırmanma, uzak doğu sporları, toplu sporlar, müzik aktiviteleri gibi heyecan verici işlerle uğraşan ergenlerin prefrontal korteksleri güçlenirken, risk değerlendirme ve yargılama yetileri gelişir. Aksi halde zaten heyecan ve risk arayan ergen okuldan kaçma, suç işleme gibi davranışlara yönelecektir. Bu yüzden uyuşturucu madde kullanımına daha yatkın olurlar. Bu maddeler daha oturmamış beyin kimyasal sisteminde ruhsal bozukluklar için zemin hazırlar.

 

Ergenlik, fırtınalarla dolu olduğu kadar fırsatlarla da dolu bir dönemdir.   Güvenli bir ortamda , uygun ve heyecan verici uyaranlarla büyüyen ergen topluma özgüven ve sağlam bir kişilik yapısı ile girer. Ebeveynler, eğitmenler ve hekimler bu dönemin daha rahat atlatılması için ergenlere yardımcı olabilirler. Öncelikle hormonal ve beyin gelişimini sürdüren, anne ve babanın ördükleri kozayı yırtıp kendi kimliklerini oluşturmaya çalışan ergenlerde  belli ölçüde öfke ve çelişkinin, duygusal patlamaların, risk alıcı davranışların ve dürtüselliğin normal olduğunu  kabul etmemiz gerekir. Onların karar verme yetilerini beslememiz, yani yeteneklerini geliştirmemizi sağlamamız, heyecan arayışlarını olumlu ve zevkli aktivitelerle karşılamamız, stresle  baş etmelerine yardımcı olmamız ve yardımcı olamadığımızı düşünüyorsak bir uzmanın görüşünü almamız gerekir. Bütün bu stratejiler ergenlerin sağlam ve güçlü beyin gelişimine katkıda bulunacak, topluma sorumluluk sahibi ve sağlıklı bireyler yetiştirmemizi  sağlayacaktır.

 

 

                                                                                       Uzm Dr. Ali Sarper Taşkıran

 

                                                     Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı