Randevu: 0535 359 19 03
Muayenehane: 0224 245 58 55

Kadın ve depresyon

Depresyon riski kadınlarda üreme döneminde en yüksek olup erkeklerin iki katı kadardır. Yapılan çalışmalarda kadınların daha uzun süren depresyon atakları olduğu ve hastalığın kronik ve yinelenen bir sürece dönüşme olasılığının daha yüksek olduğu bildirilmiştir.Kadınlardaki daha yüksek orandaki depresyon, toplumsal yapının kadınların sosyalleşmesini yeterince desteklemiyor oluşu, sosyoekonomik durumun daha düşük olması, yaşam stresleri, kurban olma durumu ve uyumu bozan baş etme yolları ile ilgili olabilir.

Kadınların kişilerarası ilişkilerde duygusal yatırımları daha fazladır. Duygularını erkeklerden daha fazla içselleştirdiklerinden ve hataları için kendilerini suçlamaya daha yatkın olduklarından dolayı yaşam olaylarından daha fazla acı çekerler.Bu yüzden stresli yaşam olaylarını takiben depresyon geçirmeye daha yatkındırlar.Çocukken cinsel istismar, şiddet ve tecavüze uğramış kadınlarda , bu durumlara uğramamış olanlara nazaran depresyon geçirme olasılığı fazladır.

Kadınlarda erkeklere göre daha yüksek depresyon oranı yalnızca ergenlikte değil erişkinlikte de ortaya çıkar. Oysa ergenlik öncesi dönemde depresyon oranı kız ve erkek çocuklar için farklılık göstermemektedir. Ergenlik ve sonrasında bu durumun değişmesi araştırmacıları biyolojik farklılıklara ve sosyal değişimlere yönlendirmiştir.

Kadınların depresyona karşı daha yatkın oluşları konusunda en fazla kabul gören kuramlardan biri östrojen ve progesteron düzensizlikleri ile ilgilidir. Östrojen bilişsel işlevler, bellek ve öğrenmede, progesteron ise noradrenalin, dopamin, serotonin, ve asetilkolin etkileyerek duygudurumu ve davranışı etkiler.

Gebelik ve doğum sonrası dönemde ise kadında oluşan belirgin hormonal değişikliklerin belirtileri etkilediği ve depresyon riskini arttırdığı öne sürülmektedir. Progesteron testesteron, kortizol, prolaktin, oksitosin ve diğer hormonların sentezinde ön madde olan nöroaktif steroidlerin kombinasyonları ve dalgalanmaları, duygudurumu düzenleyen serotonin, noradrenalin ve ve dopamin gibi merkezi nörotransmitterleri etkilemektedir.

Derleyen: Dr. Bahar Gürsoy Karesioğlu