Randevu: 0535 359 19 03
Muayenehane: 0224 245 58 55

Panik Bozukluk

Panik Bozukluk

Beklenmedik bir anda ve kendiliğinden ortaya çıkan, yoğun iç sıkıntısı ve buna eşlik eden bedensel ve bilişsel belirtilerden oluşan “panik nöbetlerle “seyreden bir durumdur.

Belirtiler ani başlar, giderek artar ve kısa zamanda en şiddetli düzeye ulaşır. Panik atağı genellikle 10 dakika veya daha az sürer, ancak sık atak geçiren hastalar uyarılmışlık içinde olduklarından atakların saatlerce sürdüğünü ifade edebilirler. Hastalar bu ataklar nedeniyle sıkça acil servislere başvururlar. Panik bozukluğu tanısının konabilmesi için panik ataklarının beklenmedik anlarda ve beklenmedik biçimde ortaya çıkması gerekmektedir.

Hastalığın başlangıcının genellikle kendiliğinden ve aniden olduğu bildirilmekte ise de panik bozukluğu bulunan bireylerin çoğu panik başlangıcından önceki yıl içinde atağın başlangıcı ile bağlantılandırılabilecek bir yaşam stresörü tanımlamaktadırlar. Klinik gözlemlerimize göre panik bozukluğu genellikle kişinin kendisinin ya da bir yakınının ani hastalığı ya da tanıdık ve özellikle de aynı yaşlardaki bir kişinin ölümü gibi sağlıkla ilgili konularda sıkıntı korku yaratan stres yaratıcı yaşam olaylarını izleyen zaman diliminde ortaya çıkmaktadır.

Ortalama başlangıç yaşı 25-30 civarındadır.

BEDENSEL BELİRTİLER

Kalpte çarpıntı, kalp hızında artma, göğüste ağrı , sıkışma hissi, tansiyon değişiklikleri, soluk kesilmesi , nefes alamam hissi, hava açlığı hissi, boğuluyor gibi olma , boğazda tıkanma ve yutkunamama korkusu, bulantı, karın ağrısı, karında rahatsızlık hissi, baş dönmesi , düşecek bayılacak gibi olma, titreme, ateş basması , sarsılma, ürperme, karıncalanma, uyuşma , kaslarda seyirme

PSİŞİK BELİRTİLER/BİLİŞSEL ÇARPITMALAR VE BEKLENTİ ANKSİYETESİ

Ortaya çıkan bedensel belirtiler kişi tarafından yanlış yorumlanır, birer “tehlike sinyali” olarak yorumlandığından bazı korkular yaşanabilir.

Kişi kalp krizi geçirebileceği ya da ölebileceği korkusu yaşayabilir. Bu nedenle kaçmanın zor olduğu asansör, cami, metro, uçak, büyük mağazalar gibi kapalı yerlere girememeye ya da araç kullanamamaya seyahate çıkamamaya, hekim, hastane bulunmayan tatil yörelerine gidememeye , otobüse ve uçağa binememeye başlar.

Bilincini kaybedip bayılabileceği, delirebileceği, ya da kontrolünü kaybedip istem dışı bazı olumsuz davranışlarda bulunabileceği kaygısı yaşayabilir. ( örn. Kendisine zarar verebileceği, pencereden kendisini atabileceği, intihar edebileceği, yakınlarına zarar verebileceği, onlara saldırabileceği, onları öldürebileceği vb.) Bu duygular daha çok panik atağın yaşandığı süre ile sınırlıdır.

Kişilerin bedensel belirtilerini tüm gayretlerine rağmen durduramamaları hekim hekim dolaşmalarına neden olur. Kontrolünü veya bilincini kaybetme korkusu yaşayan bir kişi çıldırıp kontrolsüz davranışlar sergileyebileceği, kendi isteği dışında bir hastaneye veya akıl hastanesine kapatılabileceği gibi düşünceleri nedeniyle korkular yaşar, bu durum bir psikiyatristin muayenesine gitmelerine bile engel olabilir.

Kişiler boğulabileceği, tıkanabileceği gibi düşüncelerle katı gıdalar yemekten korkabilir. Kalabalıkta arkadaşlarının yanında panik atağı geçirip rezil olabileceği korkuları yaşayabilir.

Bu onların arkadaş toplantılarına gitmesini engelleyebilir.

Tüm bunlar kişideki uyarılmışlık halini arttırdığından hasta dikkatini kendine çevirip sürekli biçimde kendini izlemeye başlar. Böylece hem bedeninde olan ve o güne kadar farkına varmadığı önemsiz değişiklikleri bile hisseder hale gelir. Hem de bunların hissedilmesi uyarılmışlık halini daha da arttırdığında kısır döngü içine girer.

 

DEPERSONALİZASYON VE DEREALİZASYON YAŞANTILARI

Bazı kişiler kendileriyle ilgili yabancılık , gerçekdışılık duyguları ile zaman zaman bedenlerinden ayrılıyor ve bunları sanki dışarıdan gözlüyorlarmış gibi yaşantılar da

(depersonalizasyon) tanımlarlar. Bazıları ise çevrenin değiştiği, yabancılaştığı

( derealizasyon) gibi yaşantılardan söz ederler.

Panik bozukluğu yaşayan kişilerin uykuya dalmakta güçlük çektikleri ya da dalsalar bile en ufak bir dış uyaranla uyanabildikleri görülmektedir. Bazı kişiler uykudan korkuyla uyandıran panik atakları tarif ederler.

AGORAFOBİ İLE BİRLİKTE PANİK BOZUKLUĞU

Kişinin yeni ataklar yaşayabileceği veya atak geçirdiği durumlarda yardım alamayacağı korkuları kaçınma davranışı geliştirmesine neden olur. Zamanla kişinin sosyal yaşamı kısıtlanır. Sonuçta evden çıkamama, kendi evinde yalnız kalamama, tek başına dışarıya çıkamama, seyahate gidememe, durumlarına yol açar. Kişiler otobüs uçak gibi kontrolün kendilerinde olmadığı ve istedikleri anda kaçma olasılığı olmayan taşıtlara binemezken, kontrolün kendilerinde olduğu özel arabalarına daha rahat binebilirler.

PANİK BOZUKLUĞUNUN OLASI OLUMSUZ SONUÇLARI

Günlük yaşamda aksaklıklar oluşması (ataklar nedeniyle hekimlere ya da acil servislere taşınma vb. durumlar nedeniyle)

Diğer kişilere bağımlı hale gelme olasılığı

İş ve eğitim alanında yaşanan sorunlar ya da ekonomik bağımlılık riski( atak geçirebileceği korkusuyla gerekli aktiviteleri gösterememe)

Evlilik ve cinsel yaşamla ilgili sorunlar (atak geçirebileceği kaygısı ile cinsel aktivitelerin kısıtlanması ya da ilaçların cinsel işlevler üzerindeki olası olumsuz etkisi)

Yaşamın fiziksel ve psikolojik endişe ve korkular nedeniyle zorlaşması

Hekimler, tedavi kuruluşlarına bağımlı hale gelme (gereksiz ve tekrarlayan biçimde muayene ve tetkik yaptırma)

Tedavi giderleri nedeniyle yaşanan ekonomik sorunlar

Uzun süreli ilaç kullanma ve uzun süreli ilaç kullanımına bağlı yan etkilerin yaşanması

Çevresindeki kişilerce iyileşmek için yeterince gayret etmemekle suçlanma sonucu kişinin suçluluk duyguları yaşayabilmesi ya da kendine güven duygusunun gitgide azalabilmesi

İzlenen sık tekrarlar nedeniyle tedavi ve tedavi verenlere güvensizliğin artması

Depresyon gibi ikincil bir psikiyatrik bozukluğun varlığında sıkıntının daha da artması

Özellikle atakları yatıştırmak amacıyla alınan alkol vb. maddelerin kötüye kullanım ya da bağımlılıklara yol açabilmesi

Derleyen: Dr. Bahar Gürsoy Karesioğlu