Randevu: 0535 359 19 03
Muayenehane: 0224 245 58 55

Ruhsal Gelişimde Annenin Önemi

Ruhsal Gelişimde Annenin Önemi

        ÇOCUĞUN RUHSAL GELİŞİMİNDE ANNENİN ÖNEMİ

 

                           ANNEDEN AYRILIĞA TEPKİLER

 

Günümüz ruh bilimcileri bebeğin daha ilk günden itibaren anne sıcaklığına, annenin ses tonuna , kendini tutuş şekline, annenin beden titreşimine büyük ölçüde duyarlı olduğu konusunda görüş birliğine varmışlardır. Anne sevgisinin bebeğe dengeli, sürekli, tutarlı şekilde verebilmesi, bebeğin beslenmesi için gerekli besin kadar önemlidir.

 

Yapılan bir çok çalışma aile hayatından erken çocuklukta yoksun kalan  çocukların okula uyumda, başkalarıyla duygusal ilişki kurabilmede  ve özellikle dil gelişiminde yetersizlik olduğunu göstermiştir. Bu çocukların daha agresif, duygusal bakımdan kopuk, başkalarıyla derin ve uzun süreli ilişki kuramayan çocuklar olduğu gözlenmiştir.

 

Bazı çalışmalar  pek çok psikiyatrik hastalığın çocuklukta anneden ayrılığa bağlı olarak meydana geldiğini göstermiştir. “Ayrılma kaygısı” denilen bu durum, her çocuğun annesinden ayrılması sırasında ortaya çıkan geçici huzursuzluktan  çok daha ciddidir.

 

 Anneden ayrılığa tepki bütünüyle çocuktan çocuğa değiştiği gibi, çocuğun yaşına, anneden ayrıldıktan sonra kimin yanına gittiğine ve nasıl bir ortamda yaşadığına bağlı olarak ta değişir.   

 

Normal olarak 6 ay-3 yaş arası  çocuk  ana babadan giderek daha uzun süreli ayrılıklara dayanabilir. Özellikle tanıdığı insanlar bakımını üstlenebiliyorsa..

 

Ayrılık yaşayan çocukların tepkileri üç dönemde değerlendirilebilir.

 

İlk dönem “ayrılığa karşı çıkma” dönemidir. Anneden ayrılan çocuk huzursuzluk gösterir. Ağlar , anneyi özler, panik içindedir, anne geldiğinde sarılır, gidince büyük kızgınlık duyar.

 

Eğer ayrılık uzun sürerse birkaç gün sonra bu dönem umutsuzlukla yer değiştirir. Bu ikinci dönemde çocuk içe kapanmıştır, mutsuz ve sıkıntılı görünür. Yeme ve uyku sorunları, parmak emme, yerinde sallanma gibi sorunlar sık görülür ve çocuk umutsuzluğa kapılmıştır. Bu iki dönemde de çocuk sıkıntı yaşasa da  annenin gelişiyle birlikte değişime ve düzelmeye hazırdır.

 

Üçüncü dönem uzaklaşma ve kopma dönemidir. Çocuk artık sanki annesini unutmuş gibidir, anne gelse de ona yabancı gibi davranır. Ona yeniden bağlanabilmesi için bazen aylar gerekebilir.

 

Araştırmalar annenin ilk üç ayda geri gelmesiyle bu belirtilerin yok olduğu, bebeklerin eski canlılıklarına kavuştuğunu göstermektedir. Daha uzun süre ayrılılar bu problemleri daha kalıcı hale getirebilir. Çocukta anne yoksunluğu ne kadar erken aylarda başlarsa ortaya çıkan ruhsal bozuklukta o derece ağır olur.

 

Bütün bu ayrılıklarda çocukların tepkilerinin ağırlığı, bir yandan ana babanın önceki tutumuna diğer yandan da ayrılık sonrası çocukların bakımını veren k yedek bakım sağlanırişilerin bakımına göre değişir. Ayrılığın kendisi gerçekte bir travmadır. Zaten  güvensiz ilişkisi olan,  ayrılılara daha önce alışmamış çocuklarda  bu uzun ayrılılar çok daha olumsuz etki yaratacaktır.

 

Eğer anne yerine geçen kişi çocuğun bakımını sevgiyle üstlenmişse annelerini çok erken yaşta kaybetmiş çocuklar bile sağlıklı gelişebilirler. Eğer çocuğun yaşamına, bakımına pek çok insan girip çıkıyorsa çocuğun sağlıklı bağlanması engellenecek ve ruh sağlığı ciddi hasar görecektir.

 

                    ÇALIŞAN ANNELER VE ÇOCUK

 

 Annenin iş nedeniyle belli saatlerde çocuktan ayrı kalması, uzun bir ayrılık olarak değerlendirilmediği için  eğer iyi bir yedek bakım sağlanır, bakıcı sık değişmez ve çocukla iyi ilişki  geliştirilirse, çocuğun anneden ayrılmasından etkilenmediği ortaya çıkmıştır. 

 

Günümüzde her çocuk isteyerek yada istemeyerek ayrılık durumları ile karşılaşır. Aileden kısa süreli ayrılıklara çocuğu  alıştırmak için zaman zaman birkaç saatlik ayrılıklar  ayarlamak çocuğun ayrılıklara uyumunu artırır. Bu ayrılığa zamanında alışmamış çocuk ve gençler aileden ilk kez ayrıldıkları zaman büyük sorunlar yaşamaktadırlar.  Yabancılarla kısa süreli birliktelikler çocuktaki ayrılma endişesini azaltır.

 

 Çocuğu etkileyen ne annenin evin dışında çalışma süresi, nede bakıcı elinde büyümesidir. Onu etkileyen annesiyle kurduğu ilişkinin niteliği, annenin onda uyandırdığı güven duygusudur.

 

Çalışan anneler ev ve iş kadınlığının yanısıra  analık görevini aksatmamak için büyük çaba harcarlar. Bu çaba bazı çalışan annelerde gerginlik yaratır. Bu anneler çocuklarını ihmal ettiklerini düşünerek kendini suçlayabilirler ve bunun sonucu çocuklarına gevşek bir disiplin uygulayabilirler. Diğer bir kısmı çocukların üzerine aşırı düşebilir, gereğinden fazla korur, onların yapacağı bir çok sorumluluğu üstlenebilirler. Annenin bu tutumu çocuğun aşırı hassas, bağımlı ve çekingen, bazı hallerde de şımarık, dik başlı ve asi olmasına neden olabilir.

 

Çalışan annelerin diğer tarafında, dışarıda çalışmayı isteyen ancak bu isteğini gerçekleştirememiş anneler vardır. Bu annelerin  evde kalmasının çocuğa yayarı olmadığı gösterilmiştir. Doyumsuz, kendini gerçekleştirememiş ev kadınlarının yetiştirdiği çocuklar, yorulan ama kendinden emin, doyumlu olan annelerin yetiştirdiği çocuklara göre daha yetersiz mutsuz ve olabilirler.

 

 

Kaynak: Prof. Dr. Aysel Ekşi’nin “ ben hasta değilim”  (1999) kitabından aktarılmıştır.