Randevu: 0535 359 19 03
Muayenehane: 0224 245 58 55

Cinsel Kimliğin Gelişimi ve Bozuklukları

Cinsel Kimliğin Gelişimi ve Bozuklukları

CİNSEL KİMLİĞİN GELİŞİMİ VE BOZUKLUKLARI

CİNSEL KİMLİĞİN GELİŞİMİ


 Kişinin kendini belli bir  cinsiyette algılayışına ve kabullenişine cinsel kimlik denir.  Doğumdan önce cinsel kimliğin öğeleri belli olur. Bebeğin cinsiyetini daha gebeliğin üçüncü ayında öğrenen ebeveynler kendilerini buna göre hazırlarlar ve bebek doğduğunda bir düş kırıklığı yaşanmaz. Bunun yapılamadığı zamanlarda gebeliği boyunca bebeğinin, olduğundan farklı bir cinsiyette doğacağını bekleyen anne-babanın, doğumda yaşayabileceği düş kırıklığını tahmin etmek çok zor değildir.

 

   Doğumla birlikte cinsiyet kesinleşir, “ANATOMİK CİNSİYET KİMLİK”i bellidir. Bu  cinsiyete özgü bir isim ve kimlik kartı çıkarılır. Doğal olan çocuğun cinsel kimliğinin doğuştan yapısında var olan biyolojik cinsiyeti doğrultusunda gelişmesidir. Yani erkeğin kendini erkek olarak algılaması, kabullenmesi ve buna uygun davranış biçimleri sergilemesi, kadının kendini kadın olarak algılaması, kabullenmesi ve buna uygun davranış biçimleri sergilemesi beklenir.

Gelişim süresince;

Ø      Aileden, çevreden ve toplumdan çocuğa yönelen tutumların niteliği,

Ø      özellikle 2-7 yaş arasında ve ergenlikte yaşananlar,

Ø      aile içi ilişkilerde yapılanlar ve yapılmayanlar,

Ø      cinsiyete uygun davranışların aile ve toplum tarafından desteklenmesi,

Ø      uygun olmayanların eleştirilmesi,

cinsel kimlik oluşumunu etkiler.

 

 

 Yaş ilerledikçe oyuncak seçiminden, arkadaşıyla ilişki kuruş biçimine kadar, davranışlarındaki farklılıklar daha da belirginleşir. Üç yaşındaki bir çocuk, kız ya da erkek olduğunun farkındadır. Cinsiyeti sorulduğunda doğru olarak cevaplar. Hemcinsten ebeveynini rakip gibi görür, karşıt cinsiyetten olan ebeveynine aşık olup onunla evlenmek ister. Bu isteğinde, hemcinsinin yaptığını yapmak istemek ve ona benzemek istemek vardır. Bu süreçte, çocuğun özdeşim yapabileceği aynı cinsten kişilerin varlığı sağlıklı cinsel gelişim için şarttır. Cinsel kimliğin oluşumunda hemcinslere özenmeler ve onları taklit etmeler önemlidir. Bunlar içselleştirildikçe cinsel kimlik olgunlaşır. Burada ebeveynlere yakınlık ve ilişkilerin kalitesi önemlidir. Bu yakınlık ve ilişki, ebeveynin model alınabileceği düzeyde olmalıdır. Ebeveynlerin kendi cinsiyetleri ve çocuklarının cinsiyetleri ile ilgili yargıları ve hayalleri de çocuğu etkiler.

 

 Anne-baba, davranış ve tutumları ile kendi cinsiyetlerine ait özellikleri göstermeli, bunu içtenlikle yapabilmelidir. Ailedeki rollerin değişmemesi, kadın erkek rollerinin belirli olması, sınırların belirgin olması, çocuğun o rolle özdeşimini kolaylaştırırken, cinsiyet rollerinin sık değiştiği ya da belirsiz olduğu ailelerde çocuklar kimlik bocalaması yaşayabilirler. Bu yüzden çocukların karşı cinsiyete özgü davranışları yapmaları beklenmemeli ve bu davranışlar desteklenmemelidir. Örneğin, “Aferin erkek gibi kız.” ya da “Kız gibi uslu oğlan.” gibi yakıştırmalardan uzak durulmalıdır. Çocuğun biyolojik cinsiyetine özgü davranışlarının övülmesi ve vurgulanması ise cinsel kimliğinin bütünleşmesinde ve oturmasında destekleyici olacaktır. Karşı cinsin sürekli aşağılandığı ve hor görüldüğü ortamlarda sağlıklı cinsel kimlik oluşması mümkün değildir.

Çocuğun cinsel gelişiminin biyolojik yapısıyla uyumlu olmadığı durumlarda cinsel kimlikle ilgili sorunlar, daha ağır olduğunda da bozukluklar ortaya çıkar.

 

CİNSİYET ROL DAVRANIŞLARI 

 

Cinsiyete özgü davranışlardır, yani kadınları ve erkekleri farklı kılan davranış tipleridir. Bebekle oynama, dikiş dikme, yemek pişirme, süslenme gibi aktiviteler kızlar için daha tipiktir, erkek çocuklarda ise hareketlilik, güçlülük, silahla, otomobille, topla oynama daha çoktur. Yaklaşık beş yaşından adalosens yıllarına kadar erkek çocuklar çoğunlukla erkeklerle ve kızlar da çoğunlukla kızlarla oynamayı tercih eder, erkekler daha agresif ve hareketli oyunlar oynarlar. 

 

ERKEK ÇOCUKTA CİNSEL KİMLİKLE İLGİLİ SORUNLAR

 

Cinsel kimlik bozukluğu olan erkek çocukta yoğun kız olma isteği ile erkek olduğundan dolayı yoğun ve sürekli sıkıntı duyma vardır. Nadiren bu çocuklar kendilerinin kız olduğunu da söyleyebilirler. Erkek beden yapısıyla ilgili şikayetleri ve kabullenmemeleri olur, pipilerinin tiksinti verdiğinden, hatta onların olmadığından söz edebilir, kadın cinsel organlarına özenebilir, anneleri, ablaları gibi memelerinin olmasını isteyebilirler.

 

Önceleri annenin takılarına ve elbiselerine ilgi duyan çocuklar, zamanla kızlara özgü takılar takmaya ve giyinmeye başlarlar. Örneğin, pantolon yerine etek, külotlu çorap giyerler, küpe, bilezik ve kolye takarlar. Saçlarının kesilmesine itiraz eder, makyaj yapmak isterler. Hareket ve mimiklerinde kız çocuklarına ait öğeler hakimdir. Pembe, kırmızı gibi renkleri tercih eder. Arkadaşlarını özellikle kızlardan seçer, kız gruplarına ve oyunlarına karışmaya çalışırlar. Evcilik oyununda anne veya abla rolünü alırlar. Oyuncak olarak top, araba, silah vs. yerine bebekleri seçerler. Diğer erkek çocuklarda olduğu gibi spora ve spor faaliyetlerine, hareketli oyunlara ilgileri yok denecek kadar azdır.

 

Bazı çocuklarda ise kız olma isteği yokken giyimlerinde ve oyuncak seçimlerinde karşı cins gibi davranma ve kız çocuklarının bulunduğu arkadaş gruplarında yer alma isteği vardır. Burada cinsel kimlik bozukluğunun daha hafif formundan yada cinsel rol bozukluğundan bahsedilir.

 

Cinsel kimlik bozukluğu var diyebilmek için belirtilerin ergenlikten önce başlaması gerekir. Genelde aileler bu çocuklarda karşı cinse ait davranışların 3-5 yaşlarında başladığını söylerler ki bu yaşlar cinsel kimlikle ilgili soruların sorulduğu, oyunların oynandığı, hemcinsle özdeşimin geliştiği yaşlardır. Ancak ilgisiz olan ya da bu rol değişimini bilinçsizce, farkında olmayan destekleyen ve besleyen ailelerin, bu değişimi fark etmesi uzun yıllar alır. Bu ailelerde cinsiyetler arasındaki farklılıkların vurgulanmadığı ya da bu farklılıkların önemsenmediği görülmüştür.

 

Gerek hemcinsleri gerekse karşı cinsten arkadaşları arasında yer edinemeyen bu çocuklarda sosyal geri çekilmeyle birlikte uyum problemleri de görülür, çatışmalar yaşanır. Ergenlik dönemine gelindiğinde erkek çocuklarda görülen ilgi ve davranışlar gözlenmez. Vakitlerinin çoğunu kendilerini kız gibi hayal ederek geçirirler. Arkadaşları da genç kızlardır.

 

Cinsel kimlik bozukluğu olan erkek çocukların ileri yaşlarda cinsel yönelimlerinin ne olacağı konusu açık değildir. Ancak bazı araştırmalarda 2/3’ünün genç yaşlarda kendisini homoseksüel, az bir kısmının da hetero veya transeksüel olarak isimlendirdiği bildirilmiştir.

 

Hastalığın hormonal ve yapısal bir bozukluk olduğunu söyleyen hipotezlerle birlikte  bazı psikolojik ailesel faktörlerden de söz edilmektedir. Bunlar şöyle sıralanabilir:

 

Ø      Annenin değişik nedenlerle bilinçli ya da bilinçsizce çocuğunun karşı cins gibi giyinmesini, oynamasını ve oyuncak seçimini teşvik etmesi.

Ø      Çocuğun cinsel kimliğinin sağlıklı gelişebilmesi için çevresinde özdeşim yapabileceği aynı cinsten birinin olmaması; örneğin, babanın ölümü ya da evden uzak kalması durumlarında babanın yerine geçebilecek erkek modelinin olmaması cinsel kimlik bozukluğuna yol açabilir.

Ø      Erkek çocuğun annesi ile ilişkisinin babayla olandan daha uyumlu ve yoğun olması nedeniyle annenin özdeşim modeli olarak alınması. Ama anneyle çocuksu aşkın yaşanamaması.

Ø      Babanın aşırı ilgisizliği ya da çocukla iletişiminin ileri derecede bozuk olması.

Ø      Anneden ayrılma endişesi ve korkusu yaşayan çocuğun anneyle özdeşim yaşaması. Annenin oğlundan ayrılmak istememesi, babasının aralarına girmesine izin vermemesi.

Ø      Annenin çökkün hali, ilgisizliği ve erkeklere karşı düşmanca tavır sergilemesi.

Ø      Annenin erkeksiliğinin çok güçlü ve ön planda olması.

 

KIZ ÇOCUKTA CİNSEL KİMLİKLE İLGİLİ SORUNLAR

 

Cinsel kimlik bozukluğu olan kız çocukta erkek olma isteği ile kız olduğundan dolayı yoğun ve sürekli sıkıntı duyma vardır. Nadiren bu çocuklar kendilerinin erkek olduğunda söyleyebilirler.

 

Kız çocuklarının erkeksi olması, erkek çocukların kadınsı olmasından daha kolay kabullenilir. Çevrelerinde de “erkek Fatma” olarak isimlendirilen bu çocuklarda gerçekte erkek olma arzusunun olmaması nedeniyle cinsel kimlik bozukluğundan söz edilmez. Ama bu çok ön plana çıkar ve kadınsı özelliklerin inkarına ve reddedilmesine giderse sorun olabilir. Cinsel kimlik bozukluğu olan kız çocuklarının beden yapılarıyla ilgili şikayet ve kabullenmemeleri dikkat çekici düzeydedir. Örneğin penislerinin olduğuna ya da ileride olacağına inanırlar, ayakta işemek isterler, göğüslerinin büyümesinden ve ay halinden rahatsız olurlar. Göğüslerinin büyüdüğünü saklamak isterler. Pembe, kırmızı gibi kızların tercih ettiği renkleri sevmez.

Hareketleri ve mimikleri erkeksidir. Kadın yerine erkek giysi ve aksesuarları tercih eder, bol giyinerek kadınsı görünümlerini gizlemeye çalışırlar. Etek yerine pantolon giyerler. Küpe, kolye ve bilezik takmayı reddederler. Saçlarını uzatmazlar erkek çocuklar gibi kısa kestirirler. Daha çok erkek çocukların bulunduğu gruplara girer, onların oyunlarına ve spor faaliyetlerine katılırlar. Kadınsı özellikleri aşağılarlar.

KARŞI CİNSE ÖZENME BELİRTİLERİ FARK EDİLDİĞİNDE

 

Böyle bir durumda anne babaların yaptıkları hataların başında çocuğu azarlamak, aşağılamak hatta ceza vermek gelir. Çocuğunda karşı cinse benzeme çabası gören aileler aceleci davranmamalı ve hata yapmamaya özen göstermelidirler. Başlangıçtan kolaylıkla çözümlenecek bir sorun hatalı yaklaşımlarla çözümsüz bir hal alabilir. Çocuğu suçlamak kadar yapılan hareketleri benimser tarzda tepkisiz kalmak ve adeta onaylıyor görünmek de hatalıdır. Aile içi dinamikleri açığa çıkarmak ve çocuğun böyle davranmasına yol açan nedenleri bulmak için acilen psikiyatrik yardım gerekir. Ailenin görevi çocuklarına kadınlığı ve erkekliği öğretmektir. Bu öğretme süreci çocuk aileden ayrılana kadar sürer. Burada kimi zaman aynı cinsiyetteki kimi zaman karşıt cinsiyetteki ebeveyn rol alır. Bazen baba oğluna erkekler, erkekler arası ilişkiler, erkeklerin kadınlarla ilişkileri konusundan bazen de anne oğluna kadınlar ve kadınların erkeklerle ilişkileri konusunda bilgi verir, açıklamalar yapar.

 

ERKEN TANIMA

 

Cinsel kimlik bozukluklarının erken tanınması tedavinin gidişini olumlu yönde etkilemektedir. Anne babalar bazen problemi basite almakta  ya da çocuklarında böyle bir davranış modeli olduğunu kabullenmemektedirler. Bu durumda çocukta karşı cinse benzeme artık davranış kalıbı olarak yerleşmekte ve benimsenmektedir. Oysa erken dönemde alınacak bazı önlemlerle çocukta sağlıklı cinsel kimlik gelişimi sağlanabilir. Erken dönemlerde yapılan müdahaleler daha kolay ve daha başarılıdır. Cinsel kimliğe bedensel cinsiyet özelliklerinin eklendiği ve kimliğin iyice yapılanıp kristalize olduğu ergenlik döneminden sonra yapılan müdahalelerde başarı şansı düşüktür, direnç daha fazladır ve kimlik yapılandığı için değişme isteği de olmayacaktır

 

 

CİNSEL YÖNELİM

 

Cinselliğin erotik yönü demektir. Çocuk, genital organlarının uyarılmasından bebeklikten itibaren zevk alır, bu çocukluk süresince varlığını sürdürür. Çocukluk ve adolesans yılları boyunca kişiler cinsel dürtüyü farklı biçimlerde yaşarlar. Cinsel dürtü, adolesans yıllarının başında erotik fantezi ve erotik ilgilerle kendini çok daha belirgin şekilde ortaya koyar. Yukarıda sözü edilen iki kavramlı, yani çocuğun cinsiyet kimliği ve cinsiyet rol davranışları ile onun ileriki cinsel yönelimleri arasında büyük bir ilişki olduğu düşünülmektedir. Bunların üçü çocuğun cinsel kimliğini oluşturur.

Tipik olarak bu durum ilk olarak okul öncesi yaşlarda ortaya çıkar, tanı için bozukluğun ergenlikten önce başlaması gereklidir. Çocukluğun cinsel kimlik bozukluğunda çocuk bu durumundan rahatsızlık duymaz; onu rahatsız eden ailesinin ya da arkadaşlarının beklentileri ile çatışmak, karşılaşabilecekleri takılmalar, alay edilmeler ve reddedilmektir.

Erkek çocuklardaki cinsel kimlik bozukluklar konusunda kızlarla ilgili olanda daha fazla bilgi vardır. Çünkü daha belli olur ve çevre buna karşı daha dikkatlidir.

Sosyal reddedilme erken okul yıllarında artmaya başlar; çocukluk döneminin ortasına rastlayan yaşlarda en fazladır. Bu dönemde çoğunlukla diğer erkek çocukların utandırıcı takılmaları olur. Çok kadınsı olan davranışlar erken delikanlılık çağında azalabilir.

Cinsel kimlik bozuklukları kızlarda nadirdir, daha örtüktür. Cinsel kimlik bozukluğu olan kızlar da geç çocukluk ve delikanlılık çağlarında takılmalardan rahatsız olabilirler, fakat erkekler kadar sosyal reddedilme ile karşılaşmazlar. Çoğu, delikanlılık çağına yaklaşınca erkek etkinlikleri ve giysilerindeki abartılı ısrarlarından vazgeçerler. Bazıları ise erkek özdeşimini sürdürür veya lezbiyen yönelim gösterirler.

Bu konuda geniş bir yayın taraması yapmış olan Stein (1993) şu görüşü savunur: Her ne kadar bazı yazarlar biyolojik ve genetik faktörlerin eşcinsel erkek ve lezbiyen kızların cinsel yönelimlerinin oluşmasında önemli bir rol oynadığını, bazı yazarlar da toplumsal ve politik güçlerin bu oluşumu etkileyeceğini göstermişlerse de eşcinsellik pek çok etkenin bir araya gelmesiyle oluşur; bunlar psikodinamik, sosyo-kültürel, biyolojik ve koşullara bağlı etkenlerdir; kuramcıların büyük çoğunluğu, yetişkin yaşamındaki cinsel eğilimlere çocukluğun çok erken yaşlarında, hatta 2 veya 3 yaşlarında yön verildiğini savunurlarsa da bu etkenler çocukluk ve gençlik süresince pek çok etkenin üst üste binmesi ve birbirini etkilemesiyle bireyin cinsel yönelimi halini alır.

TEDAVİ VE HOŞGÖRÜ

 

Birincisi, anne ve babaya yönelik danışmanlık ve gerekirse psikoterapi. İkincisi ise, çocuğa bireysel olarak yada grup içinde psikoterapi uygulamasıdır.

 

Psikoterapi süresi uzundur. Tedaviden yararlanma oranı hastaya göre farklılıklar gösterir. Sadece giysi ve oyuncak seçiminde kadınsı davranan, cinsel kimliğinin değişmesiyle ilgili talebi olmayanların tedaviden yararlanma oranı daha fazladır. Yine de bu çocukların ileri yaşlarda cinsel tutumlarının ne olacağını önceden söylemek güçtür.

Hoşgörü ve empatik, anlayışlı yaklaşım artık cinsel kimliği oturmuş olan kişiye karşı gösterilmelidir. Bunun öncesindeki hoşgörü eğer sınırsızlık ve her şeyi kabullenme içeriyorsa sonucunda zorluklar yaşanacaktır. Cinsel kimlik kesinleşmeden önce hoşgörünün yerine sınırları ve amacı belirli, açık bir yaklaşımın sergilenmesi gerekmektedir.